İçeriğe atla
SON HABERLER 4 Ekim'de Yattılar, 15 Ekim'de Uyandılar! OHA!falan Kronik'ten Tarihten Silinen 10 Gün heworxBLOG
Genel

Doomscrolling Neden Bırakması Bu Kadar Zor Bir Alışkanlık?

Sadece birkaç habere bakmak için telefonu elinize alıyorsunuz. Bir savaş görüntüsü, ekonomik kriz haberi, korkutucu bir tahmin derken dakikalar geçiyor. Kendinizi daha kötü hissetmenize rağmen ekranı kaydırmayı sürdürüyor, bir sonraki haberi merak ediyorsunuz. Dijital çağın bu tuhaf alışkanlığının bir adı var. Doomscrolling.

Selin Y.ohafalan editörüYayın · 4 dk okuma
XFacebookWhatsAppLinkedIn

Gece yatmadan önce sosyal medyaya göz atıyorsunuz. Önünüze önce bir deprem haberi çıkıyor. Ardından yaklaşan ekonomik krizle ilgili bir paylaşım, dünyanın başka bir yerindeki çatışma ve geleceğe ilişkin karamsar tahminler geliyor. Telefonu bırakmayı düşünüyorsunuz ama bu kez de önemli bir gelişmeyi kaçırabileceğiniz hissine kapılıyorsunuz.

Bir süre sonra başlangıçta öğrenmek istediğiniz konuyu bile unutuyorsunuz. Artık yalnızca haber okumuyor, kötü haberlerin oluşturduğu bir akışın içinde ilerliyorsunuz.

İşte doomscrolling, tam olarak bu davranışı tanımlıyor. İngilizcedeki felaket veya kötü kader anlamındaki doom ile ekranı kaydırmak anlamındaki scrolling kelimelerinin birleşiminden oluşuyor. Kavram, kişinin kendisini olumsuz etkilediğini bilmesine rağmen kötü haberleri tekrar tekrar kontrol etmesini anlatıyor.

Doomscrolling kavramı nasıl ortaya çıktı?

Doomscrolling, COVID-19 salgını sırasında ortaya çıkmış bir kelime gibi görünse de geçmişi daha eskiye uzanıyor.

Dil tarihçisi David Wilton'ın 2020 yılında yayımladığı kelime tarihi incelemesi, ifadenin 2018 yılında Twitter'da kullanıldığını belgeliyor. Kelime o dönemde küçük bir kullanıcı çevresinin bildiği internet argosuydu.

Asıl dönüm noktası Mart 2020 oldu. Salgın nedeniyle okullar kapanıyor, ülkeler sınırlarını kapatıyor ve insanlar sürekli değişen sağlık bilgilerini takip etmeye çalışıyordu.

Michigan Üniversitesi'nden akademisyen Ellen Muehlberger, 14 Mart 2020 tarihinde Twitter'da doomscrolling ifadesini kullandı. Paylaşımı, endişeyle haber akışını yenilemeye devam etmek yerine başka bir etkinlikle ilgilenmeyi öneriyordu.

Kelimenin yaygınlaşmasında gazeteci Karen Ho'nun insanlara telefonlarını bırakıp uyumalarını hatırlatan sosyal medya paylaşımlarının da etkisi oldu. Dictionary.com'un 2020 değerlendirmesi, doomscrolling'i o yılın dikkat çeken internet ifadeleri arasında gösterdi.

Salgın kavramı popülerleştirdi ancak tarif ettiği davranış çok daha eski bir insan eğilimine dayanıyordu. Tehlikeleri takip etme ihtiyacı.

Beynimiz neden kötü haberlerden uzaklaşamıyor?

İnsan zihni, potansiyel tehditlere dikkat verme konusunda oldukça duyarlı. Psikolojide negativity bias olarak bilinen olumsuzluk yanlılığı, olumsuz bilgilerin dikkatimizi olumlu bilgilerden daha güçlü biçimde çekebilmesini açıklıyor.

Örneğin sosyal medya akışınızda başarılı bir bilimsel gelişme ile büyük bir felaket haberi yan yana durduğunda, felaket başlığını daha acil algılayabilirsiniz. Bunun nedeni her zaman kötü haberlere ilgi duymanız değil. Zihniniz olası tehlikeleri öncelikli değerlendirmeye eğilimli.

Doomscrolling davranışında bu eğilime belirsizlik de ekleniyor.

Bir deprem sonrasında sürekli yeni açıklamalar okumak, ekonomik kriz sırasında her tahmini takip etmek veya savaş haberlerinde son gelişmeleri tekrar tekrar kontrol etmek, kişiye durumu daha iyi yönetiyormuş hissi verebilir.

Fakat bilgi edinmekle belirsizliği ortadan kaldırmak aynı şey değil. Yeni bir haber, daha önce aklınızda olmayan bir tehlikeye dikkat çekebilir. Böylece rahatlamak için başladığınız haber takibi yeni endişeler üretmeye başlar.

Bu ilişki Türkiye'de de araştırıldı.

Yıldız Teknik Üniversitesi ve Sakarya Üniversitesi'nden araştırmacıların 2022 yılında yayımladığı, 2023 tarihli dergi cildinde yer alan çalışması, doomscrolling davranışını 3 ayrı araştırmayla inceledi. 378, 419 ve 460 katılımcıdan oluşan örneklemlerde davranışın sosyal medya kullanımı, bir şeyleri kaçırma korkusu ve psikolojik sıkıntıyla ilişkileri değerlendirildi.

Bulgular, doomscrolling ile bir şeyleri kaçırma korkusu olarak bilinen FOMO arasında anlamlı bir ilişki bulunduğunu gösterdi. Ancak bu tür ilişkiler, tek başına bir davranışın diğerine neden olduğunu kanıtlamıyor.

Bu durum günlük hayatta oldukça tanıdık. Telefonunuzu bıraktığınızda önemli bir gelişmeyi kaçıracağınızı düşündüğünüz için tekrar ekrana dönüyorsunuz. Sonunda kaçırmaktan korktuğunuz haberin kendisi, haber takip etme alışkanlığınızdan daha az önemli hale geliyor.

Sosyal medya platformlarının tasarımı da bu döngüyü kolaylaştırıyor. Sonsuz kaydırma sayesinde içerik akışı kendiliğinden bitmiyor. Bir gazetenin son sayfası veya televizyon haberlerinin bitiş saati varken sosyal medya akışında doğal bir durma noktası bulunmuyor.

Sonsuz kaydırma tasarımının geliştiricisi Aza Raskin, 2024 yılında yayımlanan söyleşisinde bu tasarımın sonuçlarına ilişkin sorumluluğunu değerlendirdi. Raskin, doomscrolling davranışının sonsuz kaydırma olmadan bugünkü biçimini alamayacağını savunuyor.

Bu nedenle alışkanlığı yalnızca irade eksikliğiyle açıklamak yetersiz kalıyor. İnsanların dikkat eğilimleri ile onları ekranda tutan tasarım tercihleri aynı ortamda buluşuyor.

Kötü haberleri takip etmek ne zaman zararlı hale geliyor?

Doomscrolling ile gündemi takip etmek arasında önemli bir fark bulunuyor. Bir olay hakkında bilgi edinmek, güvenilir kaynakları karşılaştırmak ve gelişmeleri öğrenmek sağlıklı bir haber tüketiminin parçası olabilir.

Sorun, haber takibinin kişinin gündelik yaşamını aksatmaya başlamasıyla belirginleşiyor.

Yatmadan önce haber okumaya başlayıp uykusunu erteleyen, çalışırken sürekli gündemi kontrol eden veya ailesiyle zaman geçirirken zihnini sosyal medyadaki felaket senaryolarından uzaklaştıramayan birinin haber tüketimi artık farklı bir boyuta geçmiş olabilir.

Türkiye'de yapılan bir başka araştırma bu ilişkinin psikolojik tarafına odaklandı.

Hacer Yıldırım Kurtuluş, Seydi Ahmet Satıcı ve M. Engin Deniz'in Journal of Community Psychology'de 2024 yılında yayımladığı araştırma, yaşları 18 ile 65 arasında değişen 400 yetişkini inceledi. Çalışmada doomscrolling, farkındalık düzeyi, ikincil travmatik stres ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkiler değerlendirildi.

Araştırma, olumsuz haberleri yoğun biçimde takip etmenin kişinin içinde bulunduğu ana odaklanma becerisi ve başkalarının yaşadığı travmatik olaylardan dolaylı etkilenmesiyle ilişkili olabileceğine işaret etti.

Benzer bir çalışma, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından gerçekleştirildi. Aslı Kartol, Servet Üztemur ve Pınar Yaşar'ın BMC Public Health'te 2023 yılında yayımladığı araştırma, depremleri yaşamış 402 yetişkinde psikolojik sıkıntı, gelecek kaygısı ve doomscrolling arasındaki bağlantıları ele aldı.

Bu araştırmalar, özellikle büyük toplumsal krizlerden sonra sürekli haber takip etmenin psikolojik yükünü anlamak açısından önem taşıyor. Bununla birlikte doomscrolling tek başına klinik bir tanı değil. Araştırmalarda saptanan ilişkiler de herkesin aynı ölçüde etkileneceği anlamına gelmiyor.

Doomscrolling alışkanlığını azaltmak için gündemden tamamen uzaklaşmak gerekmiyor. Haberleri gün içinde belirli zamanlarda kontrol etmek, bildirimleri sınırlandırmak, uyumadan önce haber akışından çıkmak ve sonsuz kaydırma yerine belirli yayınları doğrudan okumak daha kontrollü bir bilgi tüketimi sağlayabilir.

Dijital çağın temel çelişkilerinden biri burada ortaya çıkıyor. Dünyada olup bitenleri öğrenmek için hiç bu kadar fazla kaynağa sahip olmamıştık. Buna rağmen her yeni bilgi, kendimizi daha güvende hissetmemizi sağlamıyor.

Peki siz gerçekten bilgi edinmek için mi ekranı kaydırıyorsunuz, yoksa bir sonraki kötü haberi kaçırmaktan mı korkuyorsunuz?

Bu yazı hakkında ifade bırakın

OHA!falan’ı takip edinGünün haberleri, kısa videolar ve özetler her gün sosyal medyada.

İlginizi çekebilir