İçeriğe atla
heworxBLOG
Genel teknoloji netflix taylor swift spotify patient zero the life of a showgirl

Blog / Genel / Müzik

Fırtınanın Ortasında Duran Adam

Bugün sosyal medyada yayılan yüzlerce STORM uyarlaması var. Görüntüyü yapay zekâyla yeniden üretmek kendi başına küçük bir endüstriye dönüştü.

Hakan E. · 5 dk okuma
XFacebookWhatsAppLinkedIn

Son birkaç haftadır internette nereye baksak aynı görüntünün başka bir versiyonu karşımıza çıkıyor. Ortada hareketsiz duran biri, arkasında onlarca insan, aynı anda başlayan garip ama inanılmaz güçlü bir koreografi. Birinde futbolcular var, diğerinde politikacılar, başka birinde film karakterleri. Yapay zekâyla yapılmış yüzlerce uyarlama dolaşıyor.

Tüm bu görüntüler GENER8ION ve Yung Lean'in STORM II videosuna dayanıyor.

Merak konusu olan, insanların bu görüntüyü neden bu kadar çok kopyalamak istediği.

Çünkü uzun zamandır ilk kez bir müzik videosunda gerçekten ikonik diyebileceğimiz bir görüntü ortaya çıktı.

GENER8ION & Yung Lean Storm II

GENER8ION aslında Fransız prodüktör Surkin ile yönetmen Romain Gavras'ın birlikte kurduğu görsel ve müzikal dünyanın adı. STORM videosu da yaklaşık yedi dakikalık tek bir film gibi ilerliyor. İlk bölümde Yung Lean'i 2034 yılında geçen karanlık bir İngiliz erkek okulunda görüyoruz. Kavgalar, vandalizm, zorbalık, anlamsız bir öfke ve sürekli yükselen bir huzursuzluk var. Ardından STORM II başladığında bütün bu dağınık enerji bir anda düzene dönüşüyor.

Ve o meşhur sahne geliyor.

GENER8ION & Yung Lean Storm II

Yung Lean ortada neredeyse hiçbir şey yapmadan duruyor. Arkasındaki öğrenciler ise Damien Jalet'nin hazırladığı koreografiyle tek bir organizma gibi hareket ediyor. Birkaç saniye içinde artık tek tek insanlara bakmıyorsunuz. Kalabalığın kendisine bakıyorsunuz. İnsanlardan oluşmuş büyük, kontrolsüz görünen ama aslında son derece kontrollü bir beden var karşınızda.

İşte video izleyeni tam burada yakalıyor.

Yung Lean'in hiçbir şey yapmaması, herkesin onun etrafında hareket etmesinden çok daha güçlü.

Normalde kliplerde yıldız hareket eder, dans eder, kamera onu takip eder. Burada bunun tam tersi var. Merkez sabit. Dünya hareket ediyor.

Belki de bu yüzden görüntü birkaç saniye içinde bir meme formatına dönüşebildi. Merkezdeki kişiyi değiştirebiliyorsunuz ama görüntünün anlamı bozulmuyor. Patron koyuyorsunuz çalışanlar etrafında dans ediyor. Teknik direktör koyuyorsunuz takım dans ediyor. Bir film karakteri koyuyorsunuz bütün evren onun etrafında hareket ediyor.

İyi bir görsel fikrin en önemli özelliklerinden biri zaten bu.

Tek karede anlaşılabilmesi.

Bugün sosyal medyada yayılan yüzlerce STORM uyarlaması var. Görüntüyü yapay zekâyla yeniden üretmek kendi başına küçük bir endüstriye dönüştü. 

Oysa orijinal video tamamen gerçek oyuncular, gerçek dansçılar ve fiziksel koreografiyle çekildi. Herkes yapay zekâyla video üretmeye çalışırken viral olan şey, aynı anda hareket eden gerçek insan bedenleri oldu.

Ama videoyu ilk izlediğimizde aklımıza sosyal medya ya da yapay zekâ gelmedi.

Aklımıza Trainspotting geldi.

Birebir benzerlikten bahsetmiyoruz.

STORM, Trainspotting'e öykünen bir klip değil.

Ama ikisinin içinde aynı türden bir elektrik var.

1996 yapımı Trainspotting de ilk dakikasından itibaren gençlik, öfke, arkadaşlık, sıkışmışlık ve sistemden kaçma isteği üzerine kuruluydu. Danny Boyle bunu karanlık bir sosyal gerçekçilik filmi gibi çekmek yerine son derece enerjik, hızlı, zaman zaman komik ve neredeyse halüsinatif bir dünyaya dönüştürmüştü. Kamera sürekli hareket eder, müzik görüntünün içine saldırır, karakterler hem zavallı hem karizmatik görünürdü.

Trainspotting, 1996

STORM'da da buna benzer bir duygu var.

Kirli okul koridorları, üniformalar, genç erkeklerin birbirine uyguladığı anlamsız şiddet, sigara, grup psikolojisi, bağırışlar ve o sürekli hissedilen sıkıntı.

Bir yere aitler ama aynı zamanda hiçbir yere ait değiller.

Trainspotting'in gençleri uyuşturucuya, gece hayatına ve kendi küçük dünyalarına kaçıyordu. STORM'daki çocuklar ise sanki topluluğun içine kaçıyor.

Aradan otuz yıl geçmiş ama sorun çok değişmemiş gibi.

Sadece kaçış biçimi değişmiş.

Trainspotting'in dünyasında birey topluma karşı çıkıyordu.

STORM'un dünyasında ise birey kalabalığın içinde eriyor.

İLGİLİApple, Pink Floyd’un Animals Kapağındaki Efsane Binayı Müzik Mekânına Dönüştürdü

Bu iki işi birbirine bağlayan şey de bu.

Trainspotting'in meşhur başlangıcı tüketim toplumunun sunduğu hayat modelini reddeden bir karakterle açılır. İşini seç, televizyonunu seç, aileni seç, hayatını seç fikrinin karşısında duran bir gençlik vardır. Film aslında bunun ne kadar romantik ne kadar trajik olduğunu aynı anda gösterir. Yıllar geçmesine rağmen filmin yabancılaşma ve sıkıntı duygusunun hâlâ çalışmasının nedeni de biraz budur.

STORM II daha az konuşuyor.

Neredeyse hiçbir şey anlatmıyor gibi.

Ama görüntü çok şey söylüyor.

Şarkının en önemli cümlesi zaten oldukça basit.

Fırtınanın içinde birlikte kalıyoruz.

Şarkının devamında karanlığı kalpten çıkarma, ayakta kalma, birlikte olma gibi son derece doğrudan ifadeler var.

Bunları tek başına okuduğunuzda çok büyük sözler değil.

Ama arkadaki onlarca beden aynı anda hareket etmeye başladığında anlam değişiyor.

Bir anda birlik fikri romantik olmaktan çıkıp biraz tehditkâr hale geliyor.

Çünkü birlik her zaman iyi bir şey değil.

Kalabalığın bir parçası olmak insanı koruyabilir de, yok edebilir de.

Videoda öğrenciler birlikte hareket ettiğinde ortaya inanılmaz bir güç çıkıyor. Aynı zamanda hafif ürkütücü bir görüntü oluşuyor. Sanki herkes kendi iradesini bırakmış ve tek bir mekanizmanın parçası olmuş.

Yung Lean ise merkezde duruyor.

Lider mi belli değil.

Kurban mı belli değil.

Bu hareketi o mu başlatıyor, yoksa kendisi de bu hareketin içinde sürükleniyor mu o da belli değil.

Zaten iyi tarafı bu.

Video size cevabı vermiyor.

Sadece görüntüyü kafanıza yerleştiriyor.

Bir de Yung Lean meselesi var.

Bu rol başka bir pop yıldızında muhtemelen bu kadar iyi çalışmazdı.

Yung Lean zaten yıllardır internet kültürünün içinde garip bir yerde duran bir karakter. Ne tam bir rap yıldızı ne de klasik bir pop yıldızı. Biraz içeride, biraz dışarıda. Biraz ciddi, biraz kendi varlığıyla dalga geçiyor gibi.

STORM'daki hali de tam olarak böyle.

Etrafında onlarca insan çıldırırken yüzündeki ifade neredeyse değişmiyor.

Bu da videoyu daha tuhaf hale getiriyor.

Bugün birçok müzik videosu ilk on saniyede dikkatinizi çekmeye çalışıyor. Sürekli kurgu, efekt, renk, kamera hareketi ve görsel numara görüyoruz.

STORM ise belli bir noktadan sonra bunların hiçbirine ihtiyaç duymuyor.

Bir merdiven.

Bir adam.

Bir grup öğrenci.

Ve koreografi.

Bu kadar.

Belki de bu nedenle insanlar görüntüyü sahiplenmek istedi.

Çünkü uzun süredir internet bize sürekli yeni görüntüler gösteriyor ama çok azı hafızamızda kalıyor.

Her gün binlerce AI videosu görüyoruz. Hepsi teknik olarak etkileyici. Bir ejderha uçuyor, şehir patlıyor, ünlüler başka filmlerin içine giriyor.

Beş dakika sonra unutuyoruz.

STORM II ise unutulmuyor.

İnsanlar unutamadıkları bu gerçek görüntüyü şimdi yapay zekâyla yeniden üretmeye çalışıyor.

Fenomen olmasının sebebi de şarkının tek başına çok iyi olması değil.

Şarkı, görüntü ve koreografi birbirine kilitlenmiş durumda.

Birini diğerinden ayırdığınızda aynı etki oluşmuyor.

Tıpkı Trainspotting'de Iggy Pop'u filmden ayırmanın zor olması gibi.

Bazı müzikler bir görüntüyle birleştiğinde artık sadece müzik olmaktan çıkıyor.

Bir dönemin işaretine dönüşüyor.

Trainspotting 90'ların gençlik huzursuzluğunu yakalamıştı.

STORM II ise bana 2020'lerin ikinci yarısındaki başka bir huzursuzluğu hatırlatıyor.

Herkes birbirine bağlı ama herkes yalnız.

Herkes görünür olmak istiyor ama herkes aynı şeyi yapıyor.

Herkes özgün olmaya çalışıyor ama aynı algoritmanın içinde hareket ediyor.

Sonra ekranda onlarca öğrenci aynı anda dans etmeye başlıyor.

Ortada bir adam hiç hareket etmeden duruyor.

Belki de bize bu kadar tanıdık gelmesinin sebebi bu.

Bu yazı size ne hissettirdi?

Hakan E.

heworx'un kurucusu. Yazılım, barındırma ve mağaza içi yayın işleri üzerine yazıyor.

İlginizi çekebilir