İçeriğe atla
SON HABERLER Fransa'dan Elon Musk'a Seçimlere Müdahale Suçlaması heworxBLOG
Genel

Pulp Fiction 32 Yaşında! Sinemanın Kurallarını Değiştiren Film

Bazı filmler gösterime girdikleri dönemde büyük başarı kazanır, bazılarıysa yıllar geçtikçe bir kuşağın kültürel hafızasına yerleşir. Quentin Tarantino'nun Pulp Fiction filmi, her iki başarıyı da yakalayan ender yapımlardan biri oldu. 14 Ekim 1994'te Amerikan sinemalarında gösterime giren film, bugün 32. yılını kutluyor.

Hakan E.Yayın · 4 dk okuma
XFacebookWhatsAppLinkedIn
1990'ların Amerikan sinemasını çağrıştıran retro bir restoran, kırmızı deri koltuklar, masada iki milkshake, eski bir müzik kutusu, siyah takım elbise ve beyaz gömlek gibi suç sineması simgeleriyle hazırlanmış canlı renkli sinematik kolaj. İnsan yüzü, logo ve yazı bulunmuyor.

Türkiye'de Ucuz Roman adıyla bilinen yapım, yalnızca bir suç hikâyesi anlatmadı. Hollywood'un hikâye anlatma alışkanlıklarıyla oynadı, unutulmaya yüz tutmuş müzikleri yeniden popülerleştirdi ve sıradan konuşmaları bile sinemanın unutulmaz sahnelerine dönüştürdü.

John Travolta, Uma Thurman, Samuel L. Jackson, Bruce Willis, Harvey Keitel ve Tim Roth gibi isimleri buluşturan film, aradan geçen yıllara rağmen hâlâ sinema kültürünün en çok konuşulan eserleri arasında bulunuyor.

Peki Pulp Fiction'ı bu kadar özel yapan neydi?

1990'ların Hollywood sinemasında izleyiciler genellikle başlangıcı, gelişmesi ve sonucu belirgin bir hikâye bekliyordu. Tarantino ise olayların kronolojik sırasını bozarak birbirine bağlanan farklı suç hikâyeleri anlattı.

İki kiralık katilin gündelik sohbetleri, bir boksörün hayatını değiştiren kararları, bir gangsterin eşinin başına gelenler ve bir restoran soygunu aynı anlatı evreninde buluşuyordu. Üstelik filmin sonunda yaşananlar, hikâyenin zaman çizelgesindeki son olaylar değildi.

Pulp Fiction'ın başarısı yalnızca bu anlatı oyunundan kaynaklanmıyordu. Karakterlerin hamburgerlerden, televizyon programlarından ve gündelik hayatın önemsiz görünen ayrıntılarından söz etmesi, suç filmlerinin alışıldık ciddi tonunu altüst ediyordu.

Britanya Film Enstitüsü BFI'ye göre film, bağımsız Amerikan sinemasının görünürlüğünü değiştiren ve sonraki yıllarda çok karakterli, iç içe geçen hikâyelerin yaygınlaşmasına katkıda bulunan temel yapımlardan biri oldu.

Quentin Tarantino kimdir?

1963 yılında ABD'nin Tennessee eyaletinde doğan Quentin Tarantino, sinemaya geleneksel bir film okulu eğitimiyle değil, büyük ölçüde kendi izleme ve öğrenme alışkanlıklarıyla yaklaşan yönetmenlerden biri.

Gençliğinde bir video kaset mağazasında çalışan Tarantino, burada Amerikan suç filmlerinden Hong Kong aksiyon sinemasına, spaghetti westernlerden düşük bütçeli korku yapımlarına kadar çok farklı türlerle ilgilendi. Sinema tarihine duyduğu bu merak, yönetmenlik anlayışının temelini oluşturdu.

1992 yapımı Reservoir Dogs ile ilk uzun metrajlı yönetmenlik çıkışını gerçekleştirdi. Başarısız bir soygunun ardından birbirlerinden şüphelenen suçluları anlatan film, keskin diyalogları ve şiddet sahneleriyle geniş bir tartışma yarattı.

Ancak Tarantino'yu uluslararası sinemanın en tanınan isimlerinden birine dönüştüren yapım Pulp Fiction oldu. Yönetmen daha sonra Jackie Brown, Kill Bill, Inglourious Basterds, Django Unchained, The Hateful Eight ve Once Upon a Time... in Hollywood gibi filmlerle kariyerini sürdürdü.

Tarantino sinemasının karakteristik özellikleri arasında uzun diyaloglar, beklenmedik şiddet patlamaları, kara mizah, doğrusal olmayan kurgu ve eski filmlere yapılan göndermeler bulunuyor. Onun filmlerinde müzik de çoğu zaman sahnenin duygusunu belirleyen başlıca anlatım araçlarından biri.

Dans, hamburger ve bir çanta... Popüler kültüre kalanlar

Pulp Fiction'ın sinema salonlarından çıkarak popüler kültüre yerleşmesinde unutulmaz sahnelerinin büyük payı vardı. Özellikle Vincent Vega ve Mia Wallace'ın Jack Rabbit Slim's restoranındaki dansı, filmin en tanınan anlarından birine dönüştü.

John Travolta ve Uma Thurman'ın Chuck Berry'nin You Never Can Tell şarkısıyla dans ettiği sahne, yıllar boyunca televizyon programlarında, reklamlarda, kostüm partilerinde ve internet paylaşımlarında yeniden yorumlandı. Mia Wallace'ın siyah küt saçları, beyaz gömleği ve kırmızı ruju da sinema tarihinin kolayca tanınan görsel kimliklerinden biri oldu.

Samuel L. Jackson'ın canlandırdığı Jules Winnfield karakteri ise etkileyici konuşmaları ve sakinlikle tehdit arasında gidip gelen tavırlarıyla hafızalara kazındı. Filmdeki Ezekiel 25:17 konuşması, karakterle özdeşleşen en ünlü anlardan biri hâline geldi.

Bir başka unutulmaz unsur da içeriği hiçbir zaman açıkça gösterilmeyen gizemli çantaydı. Çantanın içinde ne bulunduğuna ilişkin tartışmalar, filmin izleyicilere yorum yapabilecekleri alanlar bırakmasının en iyi örneklerinden biri.

Film, internet kültüründe de yaşamaya devam etti. Özellikle Vincent Vega'nın çevresine şaşkınlıkla baktığı görüntü, yıllar sonra animasyonlu GIF ve meme formatlarında yaygın biçimde kullanılmaya başlandı.

Pulp Fiction'ın Gizemli Çantası ve Hitchcock'un MacGuffin'i

Pulp Fiction'da Vincent Vega ve Jules Winnfield'ın peşinde olduğu çantanın içinde ne bulunduğu hiçbir zaman açıklanmaz. Çanta her açıldığında ortaya çıkan altın sarısı ışık, izleyicinin merakını daha da artırır.

Bu gizem, Alfred Hitchcock'un sinema dünyasında popülerleştirdiği MacGuffin kavramını hatırlatır. MacGuffin, karakterleri harekete geçiren ve olay örgüsünü ilerleten, ancak gerçek niteliği hikâyenin asıl meselesi olmayan nesne veya amaçtır.

Tarantino'nun çantası da tam olarak böyle çalışır. İçinde ne olduğundan çok, karakterlerin ona ulaşmak için neler yaptığı önemlidir. 32 yıl sonra bile çantanın içeriğinin tartışılması, bu anlatım tekniğinin ne kadar etkili olduğunun göstergesidir.

Bir film müziği albümünden çok daha fazlası

Pulp Fiction'ın müzikleri, filmin görüntüleri kadar etkili oldu. Açılış jeneriğinde duyulan Dick Dale imzalı Misirlou, surf rock türünün yeni bir izleyici kitlesine ulaşmasına katkı sağladı.

Chuck Berry'nin You Never Can Tell, Dusty Springfield'ın Son of a Preacher Man ve Urge Overkill'in Girl, You'll Be a Woman Soon yorumları da filmle özdeşleşen parçalar arasında yer aldı.

Tarantino, bu şarkıları yalnızca dönemin atmosferini kurmak için kullanmadı. Eski kayıtları yeni sahnelerle buluşturarak müziğin görüntüye kazandırdığı anlamı değiştirdi. Bu yaklaşım, sonraki filmlerinin de ayırt edici özelliklerinden biri oldu.

Cannes'dan Oscar'a uzanan başarı

Pulp Fiction, Amerikan sinemalarına ulaşmadan önce 1994 Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye ödülünü kazandı. Bu sonuç, Tarantino'nun henüz ikinci uzun metrajlı filmiyle uluslararası sinema çevrelerinde büyük bir başarıya ulaşmasını sağladı.

1995 Akademi Ödülleri'nde yedi dalda aday gösterilen film, Quentin Tarantino ve Roger Avary'ye En İyi Özgün Senaryo Oscar'ını kazandırdı. John Travolta'nın kariyerine yeniden ivme kazandırması ve Samuel L. Jackson'ın uluslararası tanınırlığını artırması da yapımın oyuncular üzerindeki etkilerindendi.

Pulp Fiction, küçük bütçeli bağımsız yapımların geniş kitlelere ulaşabileceğini göstererek Hollywood'un bağımsız sinemaya bakışında da etkili oldu.

32 yıl sonra neden hâlâ konuşuyoruz?

Pulp Fiction'ı kalıcı yapan unsur yalnızca ödülleri veya gişe başarısı değil. Film, suç sinemasının gerilimli dünyasını gündelik konuşmalar, müzik, mizah ve sinema tarihinden alınan referanslarla bir araya getiren kendine özgü bir dil oluşturdu.

Bugün birçok izleyici filmi ilk kez izlese bile bazı sahnelerini, kostümlerini veya müziklerini daha önce sosyal medyada görmüş olabiliyor. Bir yapımın kendi izleyici kitlesinin ötesine geçip ortak kültürel belleğin parçası olması tam da böyle gerçekleşiyor.

14 Ekim 1994'te gösterime giren Pulp Fiction, 32 yıl sonra yalnızca geçmişin başarılı bir filmi olarak değil, sinemanın nasıl anlatılabileceğine ilişkin kalıcı bir örnek olarak yaşamayı sürdürüyor.

Bu yazı hakkında ifade bırakın

OHA!falan’ı takip edinGünün haberleri, kısa videolar ve özetler her gün sosyal medyada.

İlginizi çekebilir

Genel

Fırtınanın Ortasında Duran Adam

Bugün sosyal medyada yayılan yüzlerce STORM uyarlaması var. Görüntüyü yapay zekâyla yeniden üretmek kendi başına küçük …

5 dk okuma