İçeriğe atla

İstanbul’u Yağmur mu, Beton mu Vurdu?

İstanbul’da 14 Ekim’de başlayan şiddetli yağışlar en az dört can aldı, yolları sular altında bıraktı ve kentin afet hazırlığını yeniden tartışmaya açtı.

Ece T.ohafalan editörüYayın · 2 dk okuma
XFacebookWhatsAppLinkedIn
Sel sularıyla kaplanan bir şehir yolu, suya gömülmüş araçlar, yoğun beton yapılaşma ve yağmur bulutlarıyla kararan İstanbul silüeti.

Yağmur Geldi, Şehir Durdu

İstanbul, 14 Ekim’de başlayan ve kısa sürede şiddetlenen yağışlarla son yılların en ağır sel felaketlerinden birini yaşadı. Cadde ve sokaklar suyla dolarken alt geçitler kullanılamaz hale geldi, bazı araçlar sürüklendi. Evler ve iş yerleri zarar gördü, günlük yaşam birçok noktada aksadı.

Felaketin en ağır bilançosu ise can kayıplarıydı. En az dört kişi hayatını kaybetti. Yaşamını yitirenler arasında su birikintisinde elektrik akımına kapılan 14 yaşındaki bir çocuk da bulunuyordu.

Yaşananlar yalnızca ulaşımı durduran bir hava olayı değildi. İstanbul’un altyapı kapasitesi, kentleşme biçimi ve aşırı yağışlara hazırlığı yeniden tartışılmaya başlandı.

Yağmurun Suçu Ne Kadar?

Yetkililerin açıkladığı verilere göre İstanbul, yaklaşık 80 yılı aşkın bir dönemin en şiddetli yağışlarından biriyle karşılaştı. Kısa sürede düşen yüksek miktardaki yağış, kentin bazı bölgelerinde drenaj sistemlerinin kapasitesini zorladı.

Ancak yağışın olağanüstü olması, şehir planlamasıyla ilgili soruları ortadan kaldırmıyor. Tam tersine, iklim değişikliğinin aşırı hava olaylarını daha büyük bir kent yönetimi sorununa dönüştürdüğü günümüzde, altyapının hangi koşullara göre tasarlandığı daha fazla sorgulanıyor.

Doğal alanlarda yağmur suyunun bir bölümü toprağa sızar. Bitki örtüsü ve geçirgen yüzeyler suyun hareketini yavaşlatırken beton ve asfaltla kaplanmış alanlarda bu doğal süreç büyük ölçüde sınırlanır. Yağmur suyu daha hızlı biçimde sokaklara, kanallara ve dere yataklarına yönelir.

Drenaj sistemlerinin yetersiz kaldığı noktalarda su baskını riski büyüyebilir. Bununla birlikte İstanbul’daki her taşkını yalnızca betonlaşmayla açıklamak doğru olmaz. Yağışın şiddeti, arazi eğimi, altyapının durumu ve yapılaşma koşullarının birlikte incelenmesi gerekir.

Dere Yataklarının Hafızası

Bir dere yalnızca normal koşullarda suyun aktığı dar kanaldan ibaret değildir. Şiddetli yağışlarda taşkın suları çevredeki daha geniş alanlara yayılabilir. Bu nedenle dere çevresindeki yapılaşma ve doğal taşkın alanlarının korunması, şehir planlamasının temel meselelerinden biridir.

Dere yataklarının daraltılması, üzerlerinin kapatılması veya çevredeki doğal alanların değiştirilmesi bazı koşullarda taşkın riskini artırabilir. İstanbul’da geçmiş yıllarda gerçekleştirilen imar düzenlemelerinin ve altyapı müdahalelerinin bu açıdan değerlendirilmesi gerekiyor.

Hangi bölgelerde taşkın riski önceden biliniyordu? Hangi önlemler alınmıştı? Felaket sonrasında tespit edilen eksiklikler nelerdi? Bu soruların yanıtları, sorumlulukların somut biçimde belirlenmesi açısından gerekli.

Felakette 14 yaşındaki bir çocuğun elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetmesi de ayrı bir altyapı güvenliği sorununu gündeme getirdi. Elektrik kaçağının kaynağı ve olası ihmallerin belirlenmesi için teknik inceleme gerekiyor.

Sular Çekildiğinde Sorular Kalıyor

İklim değişikliği, şehirlerin aşırı hava olaylarına hazırlanmasını daha da gerekli hale getiriyor. Daha sıcak bir atmosferin daha fazla su buharı taşıyabilmesi, belirli koşullarda yoğun yağışların oluşmasına katkıda bulunabiliyor. Ancak tek bir sel olayının iklim değişikliğinden ne ölçüde etkilendiğini belirlemek özel bilimsel çalışmalar gerektiriyor.

İklim krizinin varlığı, kent yönetimlerinin risk azaltma sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor. Yağmur suyu altyapısının kapasitesi, dere yataklarının durumu, geçirgen yeşil alanlar ve afet müdahale planları birlikte değerlendirilmeli.

İstanbul’da hasarlı yollar onarılabilir, sel suları temizlenebilir ve günlük yaşam yeniden başlayabilir. Ancak fiziksel hasarın giderilmesi, gelecekteki taşkın riskinin ortadan kaldırıldığı anlamına gelmez.

Kentin güncel taşkın haritalarının, altyapı yatırımlarının ve riskli yapılaşma bölgelerinin kamuoyuna açık biçimde değerlendirilmesi gerekiyor. Çünkü bir sonraki yoğun yağışın ne zaman geleceğini kesin olarak bilmek mümkün olmasa da şehrin o yağışa ne kadar hazır olacağı bugünden alınacak kararlarla belirlenebilir.

Bu yazı hakkında ifade bırakın

OHA!falan’ı takip edinGünün haberleri, kısa videolar ve özetler her gün sosyal medyada.

İlginizi çekebilir

Genel

Ateşkes Var, Yemek Yok

Gazze’de 500 bin kişi gıda yardımından çıkarıldı, günlük sıcak yemek dağıtımı 100 bin porsiyon azaltıldı. BM, açlık kri…

3 dk okuma